Anasayfa

logo

Rasgele Resimler

Dost Siteler

Edeköyü
Vatan28

Anketler

Yolumuzun, Karigandan geçmekte olan Yayla bağlantı yolu ile BİRLEŞTİRİLMESİNİ ister misniz?
 

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Kimler Sitede

Şuanda 1 misafir bağlı

Syndicate

Tireboluda İçin Düşündüğüm Bazı Hayaller
Üye Değerlendirme: / 0
Tirebolu’da İçin Düşündüğüm Bazı Hayaller
Dünyayı çok geniş düşünün. Birde Tirebolu’yu düşünün. Bütün dünyanın, benzersiz güzellikleri ile tamamen bütünleşmiş, orta Karadeniz bölgemizde buram buram yeşil ile mavinin, girintili ve çıkıntılı koy ve burunlarla kaynaştığı bir başka güzelimsi Tirebolu… Tatlı tatlı kokan tarihi dokusunun yanı sıra, harika doğa ve turistik yönden de, başka yerlerle seviyesi düşünülmeyecek kadar çeşit çeşit zengin bir yapıya sahip durumda olan Tirebolu… Tabiat varlıklarıyla, sadece o benzersiz güzellikleriyle kalmamış, denizin coşkusuyla akşamlayıp sabahlayan şirin bir Tirebolu… Ufuktaki güneşin doğuş ve batış zamanlarındaki tatlı haliyle duygulu bir gönül çekiciliğini anlatır durur tüm yüreklere...

Ton ton yeşil ve mükemmel ağaçlıklı ormanları, tepelerinde hafif ve koyu sisli dağları, çığıl çığıl çağlayan coşkulu akan dereleri, yamaçlara çok şeyler anlatır durur dere başı şelalesi… Yemyeşilliklerle çiçek kokan yaylalarıyla bir başkadır Tirebolu… Sıra sıra dağlarının yamaçlarına sıralanmış çay, kivi ve fındık bahçeleri, plajları koyları görüntüsüyle anlatırlar manzaraları… Tarihi kültürel değerleri ile her mevsim, gerek turizm gerekse yerli halkına hizmet vermesine çok açık ve mükemmel bir yerdir Tirebolu...

Doğal kaynakların her geçen gün daha büyük bir hızla önemsendiği ve tüketildiği günümüzde Tirebolu, bunları ve saymakla bitiremediğimiz nice nimetleri sessiz sessiz anlatır durur anlayanlara… Yatırım olduğu takdirde, dünyanın belli başlı turistik merkezlerinden biri olabilecek niteliklerini yapısıyla ve görüntüsüyle söyler dinleyenlerine... ve Tirebolu der ki; bende Tabii güzellikler yönünden her türlü zenginlik, doğal mesire alanları ve doğada düşünülen her türlü güzelliklere rastlamak mümkündür. Bana bir bakın ve anlatın dünyalara... İşte bizde bakalım ve anlatalım anlayanlara…

Tirebolu, jeopolitik yönden de çok önemli bir konuma sahiptir, ama anlayanı ve bileni, kendi halkı dâhil pek azdır. Orta Asya'yı Erzurum üzerinden Karadeniz’e bağlayan karayolu ağının bir kolunun Tirebolu’ dan geçmesi, buraya yatırım olduğu ve limanının büyük ve ağır tonajlı gemilere açık olduğu takdirde, turizm ve ticaret merkezi olmasında kavşak niteliği de taşımaktadır.

Tirebolu, bol yağış alan Akılbaba, Çakıldağı ve diğer bağlantılı sıra dağların eteklerinden sıkı bir akarsu ağı ile deniz ve orman uyumu sağlanmış olarak, harika doğa merkezi haline gelmiştir. Yüksek dağ eteklerinde yer alan karların düzenli bir şekilde erimesi ve yıl boyunca düşen düzenli yağışlar, Tirebolu’nun üç mevsim yeşil bir örtü ve kış ise mükemmel beyaz örtü ile kaplı olmasını sağlamaktadır. Kırsal bir yer hiç bulamazsınız.

Tirebolu, bu doğal ortamın sunduğu flora ve hayvan varlığı zenginliğine paralel olarak diğer benzeri bölgelerde olduğu gibi, yatırımı olduğu takdirde doğa yürüyüşü, kanoculuk, rafting yamaç paraşütü ve jeep safari gibi birçok sportif turizm faaliyeti çok mükemmel gerçekleştirilebilmeye müsait özelliktedir.

İnsan daima geleceğe göre hayallerini gerçekleştirme yollarını arayabilmeli ve bulduğu konumu, “gelecekte ne olabilir?” diye düşünmelidir. İşte Tirebolu, dağlardaki karların erimesi sonucu yüksek debi ve rejimleriyle akış sonrasında, Harşit nehri ve diğer akarsularda, kırmızı benekli doğal alabalık ve tatlı su balık çeşitleri yetiştirebilme durumu olabileceğinden zengin bir yapıya sahip olduğu gibi, bunların yetiştirme altyapı tesisleri kurulduğu takdirde, yöresel olarak kültür balıkçılığı gelişmesine çok müsait durumdadır. Tirebolu balığının tadını niye dünyalar duymasın ki?…
Tirebolu’da böğürtlen bükü(şantiye) ve o seviyede bulunan ormanların üst bölge kısmının üzerindeki yaylalar ve çayırlık alanlar, arıcılık pek nadir yapıldığından, bu arıcılığın halka destek vererek yaptırılması, kimyevi ve hormon maddenin henüz ulaşamadığı, çiçek çeşitliliğinin desteklediği kaliteli bal üretimi yapma potansiyeline sahip niteliktedir. Anadolu’da yöre yöre çeşitli bal tatları duyulduğuna göre, Tirebolu balının tadını niye dünyalar duymasın ki?…

Tirebolu, ormanlarla donanımlı olan bölge çok olduğundan, yaban hayatı bulunan yerler vardır. Ormanlık alanda geyik, ayı, kurt, çakal, tilki gibi hayvanların yanı sıra çayırlık, fundalık alanda çengel boynuzlu keçi gibi türlere de rastlamaktadır. Bu geniş ormanlar yetkililer tarafından dikkate alınıp milli park haline getirilirse yaban hayvanları çoğalacağı gibi nesli tükenen hayvanlarda kurtulabilecek, dünya hayvan belgesellerini çeken şirketler, Tirebolu’da Karadeniz hayvanlarını izleyerek Tirebolu’yu ayrıca dünyaya tanıtmış olacaklardır. Tirebolu’da milli park niye olmasın ki?...

Dağlarda karların erimesi sonrasında hayvanları ile birlikte yaylalara çıkan yöre insanı, sıcak yaz günlerini yaylada geçirdikten sonra soğukların başlaması ile sonbahar mevsiminin sonunda tekrar köylerine dönerler. İşte bu yaylalar ve buralarda yapılan şenlikler; doğal güzellikleri, kendine özgü yayla yaşantıları ile yerli diğer Anadolu halkının ilgisini reklâm ve yatırım olduğu takdirde çekebileceği gibi, yabancı turistlerin ilgisini çekmeye çok çok müsaittir. Tirebolu Uzungöl ve Ayder gibi niye tanınmasın ki?...

Tirebolu’da turizm için trekking; dinlenmek, spor yapmak ve stres atmak amacıyla, doğa içinde bireysel olarak ya da gruplar halinde yürümek anlamına gelen dağ yürüyüşü için, bütün köy ve yaylalarında, gerekli doğal ortam mevcuttur. Yürüyüş parkurları için müsait köy ve dağ yolları olduğu gibi, bu etkinliğin olması için reklâma ve altyapıya ihtiyaç vardır. Ağaçbaşı ve Şantiye mevkileri de buna müsaittir. Tirebolu niye Alanya gibi tanınmasın ki?...Yatırım ve reklâmla beraber turizm şirketlerini buralara çekmek, yüksek zirvelere ulaşan güzergâhların flora ve hayvan varlığı açısından zengin oluşu, coşkun akan dereleri son yıllarda yerli ve yabancı dağcıların ilgisini bu yöreye çekmek için çok önemlidir. Tirebolu niye Antalya gibi turizmle ve dağcılarla tanınmasın ki?...

Ağaçbaşı "kış sporları" açısından da üzerinde durulması gereken yerlerdir. Orman işletme ile Turizm Bakanlığı anlaşıp Abant’taki gibi Şantiye’ye müsait otel yaptırıp; bu otelden Ağaçbaşı’na teleferik turu yaptırarak Ağaçbaşı'ndan aşağı kayak yaptırmak çok yerli ve yabancı turist çeker. Bu bölgelerde kayak yapılabilmesi için gerekli altyapı çalışmaları yapılması gerekir. Tirebolu niye Bursa Uludağ gibi tanınmasın ki?...

Çevre Bakanlığı buraya gelerek, ormanın sık bölgeleri çok olduğundan yaban hayatı bakımından ilginç özellikleri olması sebebiyle, bu bölgede değişik kuş türleri yaşadığından, tıpkı İstanbul Çamlıca’daki gibi "kuş gözlemciliği" yapmak için, dünya bilim adamlarını çağırmaları ve bu gözlemi yaptırarak dünyaya Tirebolu doğa ve kuş çeşidi raporlarını vermeleri çok önemlidir. Ayrıca bu Ağaçbaşı’nda ve diğer yaylalarımızda olabileceği gibi tüm sırt alanlarımızda yamaç paraşütü yaptırılması ayrı bir zenginlik kaynağımız olur. Tirebolu da bunlar niye olmasın ki?...

Rafting-Kanoculuk yapılması bakımından Tirebolu’daki dağlar, hızlı akışlı akarsuların kaynağıdır. Harşit Nehrinde kanoculuk için gerekli debi ve rejim miktarı yeterlidir. Jeep safari, rafting ve diğer tüm nehir sporları çok güzel yapılabilir. Kuşkaya çöplükten temizlenip, Uzungöl’ün yukarılarına yapılan setler gibi suyun geçtiği dar kısma 6 metre set çekilerek, tıpkı Manavgat şelalesi gibi güzel bir şelale yapılarak, bu şelalenin yanına çok güzel turistik tesisler kurulabilir. Ahh Çoruh’ta yatırım yapanlar, acaba Tirebolu’yu gözleriniz görmüyor mu?...

Tirebolu’da iklimi ve doğal yapısı gereği değişik ağaç türlerinin yetiştiği, el sanatlarında da kuşkusuz ağaç işleri, ilk akla gelen ve en bol ürün veren alandır. Boynuyoğunlu’lar gibi eski ağaç ustaları ve hızarcıları bilir; önceden elde veya küçük atölyelerde ağacın türüne, kalınlığına, ağırlığına, sertlik derecesine, işlenebilirliğine bağlı çeşitli eşyalar üretilebiliyordu. Şimdi bunlar büyük sanayi kurularak tekrar yapılabilir. Bolu ve Düzce’de yapılanlar gibi tek parça oyularak ve oya işlenerek çekme sofra, iskemle, tekne, kovan, yayık, bezmelik, kadı ve gerdel, kaşık, kepçe, ezmelik, beşik, sandık vb. gibi günlük gereksinimleri karşılayan eşyalar, eskiden yapıldığı gibi şimdi tekrar yapılabilir. İhtiyaç duyulan eşyaya göre ağacın her çeşidini aradığımızda istesek bulabiliriz. Kestane, ceviz, köknar, gürgen, ıhlamur, fındık, armut, kiraz en bol olanlarıdır. Giresun’daki dereli sapağının dan beklide daha işlek olan yer, Demirci köyündeki Harşit sapağıdır. Buraya büyük kereste fabrikası kurulup, Şantiyedeki tomruklar burada işlenip, Tirebolu limanı açılmasıyla Dünya’ya ihracat yapılabilir. Eski ustalıklar ve sanatlar unutulup, bu duygu ve hayaller niye sadece laflarda dolaşsın ki?...

Eski bakır ustalarını sadece belgesellerde Şanlıurfa ve benzeri yerlerde görebiliyorum. Tirebolu’da pek göremiyorum. Tirebolu’da eskiden beri bakır işçiliği hem şekil, hem de dövme sanatı bakımından çok düşüktür ve yok gibidir. Eskiden, fazla işçilik isteyen bakırlar, ince çekiç dövmeciliğine dayanır. Yaylan, güğüm, kazan ve ibrik gibi eşyaların alt bağlantı yerleri geçme-dövme şeklinde dayanıklı olarak yapılabiliyordu. Çocukken bunları gördüğümü hep hatırlarım. Şimdi bunun büyük tesisi kurularak, tıpkı Urfa’daki gibi hem süs eşyası, hem çeyiz hem de kullanılan demirbaş eşya yapılabilir. Yapan da baba veya dede mesleğimizdir diye gurur duyabilirler de…Nerdeee?...

Havuz Suyunu değerlendirme kültürüyle sualtı yogası, su altı hokeyi, kursları açtırarak; açık ve kapalı yüzme havuzları, özel havuzlar, umuma ait havuzlar, tatlı su havuzları, deniz suyu havuzları, olimpik ölçülerde havuz, sportif amaçlı yüzme havuzu, turistik ya da umuma açık yüzme havuzu, özel yüzme havuzu, ilave yüzme havuzu (çocuklar için), su ve ışık oyunları havuzu, şok havuzu ve jakuzi, Yunus balığı ile yüzme havuzu, Üstten taşma, yandan savaklı veya her ikisi de uygulanmış, skimmer’lı (satıh sıyırma pencereli), betonarme gövdeli sabit havuzlar, prefabrik plakalarla oluşturulan havuzlar Tirebolu’da yapılıp değerlendirilmesini, Tirebolu kalesinden güneşin batışını seyrederken uzun uzun bir düşünün.

Çelik karkas ve gövdesi içerisinde vinç su sporları ile uğraşan şirketleri Tirebolu’ya getirerek; Sualtı sporları, balık adam, cankurtaran denilen muşamba kaplı havuzlar ve daha nice güzelliklerin yaşandığı havuzlar yaptırılarak; Böylelikle turist, öğrenci ve yerli halka; Kurbağalama, Kelebek, Sırt üstü, Krawl yüzüşleri dersleri verilerek öğretilmesi; Tirebolu’yu dünyaya sevdirip tanıtma demektir.

Bunları sağlayabilecek bir yetkili, sağlayamasa bile olması için çalışabilecek bir yetkili, hiç olmasa bunları duyabilecek bir yetkili acaba bulabilir miyim? diye düşünüyorum. Ama nerdeee?… Şair, Turan Bahadır’ın şiirinde dediği gibi; “Şimdi cennettir memleketim, Güneş açtığında, köpüklü suları kumsala yayıldığında, martıları inip kalktığında, Bir yudum sudur, bir yudum ayrandır memleketim, Tertemiz havasını solumak, buz gibi sularını içmek var, bir iki laf Karadeniz konuşmak var... Cennet memleketim…” İşte Tüm Tirebolulular uzaklarda olsalar bile, bu şiiri ve benzeri sözleri Tirebolu için diyebilmeli.

Bu hayalleri Tirebolu’ya benzer yerlerde yapıldığından, azda olsa sıraladım. Ancak ulularımızın şu sözü aklıma geliyor: “Bunlar olur ama ancak biz öldükten sonra…” Rüyamda acaba görebilir miyim? bilemiyorum da, şimdi bunları yapacak olan yetkili bir ciddi delikanlı nerdeeeee?… (Bekir KEŞMER)

 
BARAJ VE EKONOMİ
Üye Değerlendirme: / 0
Yayla için Aladereçam Barajı Bulunmaz Avantaj
Yazar Bekir KEŞMER   
Cumartesi, 12 Temmuz 2008

“Ahh, Gelevera vadisi boyunca Kazıkbeli’ne asfalt acaba gerçek olacak da ve bizde görebilecek miyiz?” diye çok düşünmüşüzdür veya düşünenlerin söylentilerini duymuşuzdur. Ayrıca “Tirebolu’da bizim Akılbaba ormanlarında da Uzungöl gibi bir yer olsa” çok demişizdir.

İşte yetkililerin, birbirine destek olarak yapacakları yayla yolları asfaltlama ve yaylaları tüm yönleriyle değerlendirme planı, Aladereçam barajının yapımı başladığından dolayı yaylalarımız için, avantaj olarak doğmuş ve değerlendirilmesi zaruri görülen memleket hizmeti oluyor.
          
Şöyle ki; Aladereçam barajı, Gümüşhane’nin Giresun sınırında, Gelevera Deresi'nin Karaovacık kolu üzerinde yapılmasına başlanmış olup, bu barajın, depolayacağı suyu 3 m genişliğinde su tüneli ile Gökçebel Baraj Gölü'ne, oradan da 4 m genişliğinde su tüneli ile Doğankent Akköy II HES'e aktararak enerji üretmek düşüncesiyle yapılmaktadır.
 
Bu barajın temel tabanından yüksekliği 58,00 m'dir. Aladereçam Barajı'ndan sağlanan su 4 bin metrelik (4 km) iletim tüneli ile Gökçebel Baraj Gölü'ne taşınacak, oradan da Doğankent Akköy II HES'e aktarılacaktır. Yani Aladereçam barajından Doğankent Akköy II HES'e e tünel ile geçiş en fazla 4 km olabilecektir.
 
Böyle planlandığına göre tüm yetkililerin;  Kürtün ve Torul halkı, gerek Tirebolu halkının kaynaştığı yaylalar olarak bölgeyi,  Kazıkbeli başta olmak üzere bu kolaylığı değerlendirerek, Gelevera vadisinden Doğankent Akköy 2 HES e yapılacak olan bu tüneli şöyle planlayabilmeliler.

Yapılacak olan su tüneline, bugünkü zaruri ihtiyaç olan asfalt yol tüneli ve ileriki tarihte yapılmak üzere tren yolu tüneli eklenmesi sebebiyle çok geniş düşünülüp, tünelin hem su, hem tren hem de asfalt yol olarak kullanılmasını sağlayabilmeliler. Şimdi bunun gereklilik sebeplerine açıklık getirelim.

Kazıkbeli yaylamız en kalabalık ve şenlik yapılan yer olarak sahile 90 km mesafededir. Yani sahilden itibaren stabilize yollardan gidildiğinde 3 saatte alınmakta iken, Güce asfaltı ve Kürtün musallı köy asfaltı sayesinde bu mesafe kısmen kısalmış olsa bile, yine de arazi engebeliğinden ulaşımda büyük zorluk çekilmektedir.

Yetkililerin,  yapılacak olan 4 m genişliğinde 4 km uzunluğunda su tüneline, ek 8 m yüksekliğinde 15 m genişliğinde karayolu ve tren yolu tüneli planlanıp uygulamaya koydurdukları takdirde, Tirebolu’dan Kazıkbeli’ne Kürtün üzerinden şu anda 2,5 saatte en erken gidilebildiğine göre, 1 saatte veya daha kısa zamanda rahat ulaşım olabilecektir.

Bu tünelin geniş yapılması durumunda diğer yandan çok büyük avantajlar daha vardır. Tarihte Cenevizlilerin Gelivara, bugünkü adıyla da Sapmaz köyünü kurdukları ve burada maden işletip demir, altın, gümüş bakır çıkardıkları söylenmektedir. Cenevizlilerin Rum istilasıyla da burayı terk ettikleri ve maden yataklarının o tarihten sonra işletilmediği bildirilmektedir. Yine tarihte Yukarı Karadere üzerinde bulunan Eğrikar mevkiinde maden işletilip granit çıkarıldığı söylenmekte, MTA verilerine göre de bir milyon ton demir-bakır potansiyeli bulunup şu an hiç işletilmemektedir.

Öte yandan Tirebolu sınırları içersinde Böğürtlenbükü mevkiinde Akıl baba Orman şefliği bulunmakta, burada da 8836 hektarlık orman ve bu ormanlardan da, yılda ortalama 20 000 m3 dikili kabuklu gövde hacminde orman envali üretimi yapıldığı ve 350 kişiye de iş imkânı sağladığı bildirilmektedir. Bunlara ilaveten de daima yayla turizmi gündemde tutulup, Ağaçbaşı ve Kazıkbeli yaylalarımız aynen Ayder veya Uzungöl gibi işlek hale getirilmesi düşünülmektedir.

Görünen bu durumlar ve geleceğe göre büyük ihtiyaç olan hususlar böyle olduğuna göre, Gümüşhane ve Giresun un bütün önemli yetkilileri, bu belirttiğimiz önemli değerlendirilmesi gereken hususlar sebebiyle, Gelivara vadisinden Doğankent’e  yapılacak olan 4 km lik ve 4 m genişliğindeki su tünelini, niye hem su ve yol hem de tiren yolu olabilecek şekilde yapımını geniş ihale etmesinler ki?....

Tüneli bu düşündüğüm plana göre yaparlarsa şu sonuçlar olabilecektir. 4 km. dağ içersinde suyun kontrolü daha kolay olacak, asfalt yol olması sebebiyle yaylaya kısa zamanda ulaşılabilecek ve yayla turizmi hızla büyüyebilecek, akıl baba ormanının yıllık verim potansiyeli kat kat artacak, Ağır tonajlı tomruklar çok rahat taşınacaktır.

Tünelde Tren yolu yapım yeri olursa, Tirebolu Tiflis projesi yapıldığı tadirde bağlantı yapılarak, Gelivara ve Eğrikar maden işletmelerine başlanacak ve bölge olarak büyük kalkınma sağlanacaktır. Bunların yanında Baraj gölü olabileceğinden, bu gölün çevresi tıpkı Abant gibi değer kazanacağından nice villa ve yazlık evler yapımı çoğalacak, böylelikle de ağaç işlemeciliği ve inşaat gelişmiş olabilecektir. Göl sayesinde turizmde büyük canlılık olacak, aynen uzungöl gibi dünyaya doğa harikası olarak bölgemizde tanıtım olacaktır. Eski devirlerde bol bol yapılan tarım ve hayvancılıkta bu sebeple tekrar canlanmış olabilecektir. Bu hususlar her ne kadar Gümüşhane sınırları içersinde olsa bile, en çok yararlanmayı Tirebolu halkı yapacaktır. Bu düşündüğüm plan gerçekleşirse, benim bu düşüncemden daha büyük verimli hususların olabileceğine inancım tamdır.

Dale Carnegie ne güzel söylemiş “Bazı insanlar akılları başlarında olduğu müddetçe, mühim olma fırsatını elde edemeyince, bu fırsatı elde etmek için deli olurlar.”İşte bizim yetkililerimize de bu tünel mühim gelmeli ve bu tüneli ayrıca yol ve tiren yolu planına çevirmek için deli olabilmeliler. Yine Dale Carnegie bir sözünde “Kendini başka bir adamın mevkiine koyabilen ve kafasının nasıl işlediğini kavrayan bir kimse, istikbalin kendisi için ne sakladığını merak etmekten kurtulur.” diye söylemiş. İşte bölge istikbali için bizim yetkililerimiz böyle uğraşması gerekir.

Bekir KEŞMER

 
ÖZLENEN YOL
Üye Değerlendirme: / 4

DEĞERLİ BÜYÜKLERİMİZ, SEVGİLİ ARKADAŞLARIMIZ VE SEVGİLİ KÜÇÜKLERİMİZ; ATAKÖY-GONALGA YAYLA BAĞLANTI YOLUNUN BİRAN ÖNCE, YOL YAPIM ÇALIŞMASINA BAŞLAMASI İÇİN HEM GURBETTEKİ HEMDE KÖYDEKİ, KÖYLÜLERİMİZLE BİRLİKTE KAMPANYA BAŞLATALIM..

YAYLAMIZA EN KISA YOL, VE EN KISA SÜREDE ULAŞMAK İÇİN YAPILMASI GEREKEN BU KAMPANYAYA AZAMİ DERECEDE DESTEK OLMAK. YÖREMİZDE YAYLALARINA EN KISA ZAMANDA ULŞMAK İSTEYEN DİĞER KOMŞU KÖY İNSANLARINDA KULLANABİLECEĞİNİ DÜŞÜNEREK BU İŞE HEP BERABER ÖNCÜLÜK ETMELİYİZ. NEDEN DERSENİZ, BİZİM KÖYÜMÜZ TİREBOLU İLÇESİNDE YAYLA GÜZERGAHINDA BULUNAN EN AVANTAJLI KÖYDÜR. BU YOLUN ULAŞIMA AÇILMASI HEM KÖYÜMÜZÜN DEĞERİNİ ARTIRACAK HEMDE TANITIMINA KATKIDA BULUNACAKTIR. HAYDENNNNN KÖYÜMÜZE SLOGANIYLA. BİRLİKTE NİCE MUTLU YARINLARA

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 4 Toplam: 12